Tuesday, November 29, 2005



esasen baska fotolar da koyucaktim, yani bunlar sadece bir baslangiçti; ama kismet olmadi. hatta paris'i bi de sözlü olarak anlaticaktim, o da olmadi. bunlarin hepsi kismet isi.


haftasonum çok keyifli geçti, cumadan basliyim hatta:

sevdicegimle uzun süredir görüsmememizin serefine romantik aksam yemegine çiktik, o kadar ki schnitzel'e gittik, bi sise de sarap istedik. uzun oturmaya niyetliyiz yani... ordaki yasli amcalari dinliyoruz, keyifteyiz, derken; birden yasli amcalardan çok tanidik bir melodi yükseldi:
yoovaanooo
yovaaankeee
ve de etraftaki bir masadan bir baska yasli amca bagira çagira. sasip kaldim, damla'yi aradim (birden çok alismisim, yanimda sandim) sonra bu masadaki bay, kalkip aldi sazi eline, o sole miolar, tanju okanlar... ve de tabiiki beni bi merak aldi, garson bey'e sessizce sordum: "bu bay kim?"
eski bir opera sanatçisiymis, makedonya'da da kültür ataseligi yapmis, hmm, that explains... ama esas hit kisim, ben adamla tanisacagim diye tutturuca oldu, sinem kurultaylastim bi an
neyse gittim masalarina bidi bidi, megersem masada kim varmis?
eski makedon basbakani
1978lerdeki
(öyle dendi)
çok hostu dogrusu

. . . .


cumartesiye gelirsek gündüz fix olarak ev pineklemesi yaptim: film, dizi, cay, hot chocolate, bi kar eksikti... sonrasinda aksamina yine romantik bi yemege gidildi, ama bu sefer morikoyla
ohh yaa; üstümüzde bi lanet mi vardi neydi.
çinciye gittik bi tane yol üstünde, orda da bi masa adamlar var yeah heyyy falan, amerikalilar yani, arada da bir iki çinlimsi - ki sonra ayni kare içinde bulusuldu. garson gelip bize birden söyle dedi, yan masadaki beylerin sizden bir ricasi var, bilmemkim yarin vietnama gidiyor, onunla fotograf çektirir misiniz?
mik
sonuçta çektirildi...
son derece komikti

arkadan bobby'nin partisine gittik; ortaokul dogum günü partilerini andiran tuhaf bi kalabalik vardi, gençler ve anne babalar gibiydi, bi takim yabancilar, ispanyollar. mori bir akrobatti bense boring bir ekonomi asistani... ama hande çok komik ve sekerdi; yiycektim

. . . .







Thursday, November 24, 2005





la carte de
p a r i s







b o n j o u r

en sevdigim paris'te metro duragi signlari:
harika fontlar, el yazisi gibi . . .

ama alttaki reklamlar kotu

bu damla'nin evinin etrafindaki
4 duraktan biri
pigalle

Saturday, November 19, 2005



bisi daha oldu:

bilgisayardaki fotolara bakarken
open with,i klikliycem diye
set as desktop demisim

bi adam ve bi bebek fotorafi desktop oldu
iyi mi

?????


sonra duzeltiyim dedim
neydi hatirlayamadim
simdi be selale oldu


eyvahlar olsun







password hatirlayamama
ve emaile girememe


bu benim ilk . . .





ohh m a x no. . .



ufufffff
fransiz klavye bi yqndqn
istz bak bi yandqn bile yazamadim
sarhosluk bi yandan
ama kova burcu hizli ogrenir
hemen adapte olmaliyim
aayyy ayyyy
esas hikaye su
ben geldim paris,e
oh la l a
diye
ama
kuzen damla hasta
hem gercekten hasta
hem de ask sarhosu
ben de kaldim mi arada
neyse hasta corbasi yapildi
-manita kesti domatesleri-
-ama kalin kalin-
-hih-
bi sekilde corba oldu, ilaclar, portakallar;
bizimki iyilesti
sonra ben bi bakardi koydum;
e yoldan geldim
o kadar icki almisim
hahahah diye sarhos oldum
bunlar cin gibi
damla da iyilesti
ben sarhos sarhos kalakaldim
simdi yattilar
ama allahtan manita bilgisayari acti internet kurdu
ben de elimde ickim; cektigim cdler ve fransiz klavye bas basa..
nokta shiftle koyuluyo cok sinir
neyse;
manita cok seker
cok akilli
kova burcu
kih kih
bense sarhos
q nerde a nerde haberi yok vaziyette
bi de delete yerine fransizca bisiler yaziyo anlamadim
uufuf uffff

parise geldim diye cok mutluyum ama
havaalanindan beni aldilar
arabayla gezdik biraz
eifelli isikli gordum kih kih

benim kucukken bi fotorafim var
cekilisini hatirliyorum
zaten hatirlamasam bile fotraftaki surat ifademden anlasiliyo
annem dediki;
hadi suraya gec
eiffel gibi dur
hadi bakalim
6 yasinda ben eiffel takilidi yapiyorum
kil olmustum
ama eiffel gibi de durmusum
kollarim tepede ucgen biciminde
ayaklar da ucgen biciminde qcik
acik
iste oyle bi foto

aslinin drunk blogging dedigi bu olsa gerek

hic de uykum yok inat gibi
iste sehirde dolastik hazir araba var diye
sonra giderken yolda
bi binanin arkasindan dolasiyoruz
ben aaaa muze lan bu dedim
camli bi bina
ici gorunuyo
heykeller var
damla da yapistirdi hemen
louvre o
louvre muzesiymis hakkaten
kih kih

damlanin evi cok tatli
minicik
tres sempatik
tres joli

ben de noel baba gibi geldim
tost makinasindan miknatisa
kolonyadan 40 paket sigaraya
badem bile getirdim
ama;
nafile

barry white caliyo bi de
youre the first youre the last; my everything
damlanin corto malteseli cakmagi var
onu buyuk ihtimalle calicam
ev arkadasi fotoraf masteri yapiyo
ama butun fotorafmlarini digital cekiyomus
- g ile j ile diyil; digital foto -

whisper low
kiss me sweet
then we,ll go
lullaby
lullaby
lullaby
lullaby

high in a sky up above . . .

ucakta da yanima asiri sisman bi adam oturdu
ama aramizda bi bosluk var
ben de adami turk sandim
oturdugum andan itibaren bidi bidi konusuyorum
igrenc bi muzik caliyo
tam ramazan muzigi
ben de sinir oldum konusup duruyorum;
ramazan da bitti bu ne muzigi off poff diye
adam da siritiyo
sonra gobegi carpti;
koltugun kolunun bi parcasi dustu ben de egildim alamk icin ama elim carpti
ayy kaybettim nereye gitti filan diye dir dir
hala bisi demedi
derken yemekkler geldi
makarna mi tavuk mu?
iste orda hersey aciklandiadam fransizmis
bzen bosa nefes tuketmisim
sonra allahtan adam uyudu da ben de monolga dondum
- bu sefer bilincli -

- tipki su an gibi -



bence dunyanin en seksi kadini jane birkin
sence?
bence de
evet

antre te ren

ev super sicak
tam benlik

habire konu aciyorum
cok komik
sira havay ageldi bile
ahhahaaa


je taime
mon amore


ohhh
mon amore


damla sabah 5te ise gidicekmis
manyak

eee daha daha naber



uufufufufufuff


Wednesday, November 16, 2005


2 gündür "kebap" yapiyorum :

dün sabah evden çikarken hafif asabiydim
(hiç kilo vermemisim cmt'den beri)
annemle babam da etraflarda
ben de uf bi asabi oluyorum, olmak istemiyorum ama hep öyle oluyo
neyse annem de babam da benden kaçiyolar
ama filmlerde olur ya böyle gicik patron geçer;
aman bana bulasmasin diye herkes baska bi isle mesgul olur ya, öyle. . .
bi de beni hos tutmaya çalisiyolar
uf bi farkettim, hem utandim ama hem de çok komik görünüyolar
bi yandan bana bisiler yapmaya çalisirken birbirlerini azarlayip duruyolar
"dolabin kapagini yavas kapa, ipek gelicek simdi", diye kapagi tutuyo annem
babam, ordan, "naaptin, ipek çayini sabah o kapta içmezz", diye çayi döküyo
ay bi telas bi telas sormayin...
d e r k e n, ipek yavasça odasindan süzülerek geliyo,
siyah paltosunun üzerindeki yine siyah atkisinin kenarini asagi çekip,
hafifçe mutfaga dogru bakiyo;
mutfaktaki iki zavalli, titrek gözlerle ipek'e bakip, bir yanlis yapmamis olmayi diliyolar
iste aynen böyle bi hava hakim sabahlari . . .
tam kapidan çikarken, babam termosa doldurmus oldugu portakal suyunu bana uzatiyo
ki bu sabah; - beni görmemek için kesin - termos kapida asili beni bekliyodu
annemse bir kese kagidi icinde öglenki yemegimi veriyo, liste biçiminde içindekileri siralayarak

yarim yamalak bir tesekkür, ve arkadan hhhuuuffffff diye iç çekmeler...



konu su ki: ben dün sabah annemle babama bu stressli durum esnasinda,
artis bi sekilde "bugün iste herhangi bi seye parmagimi degdirirsem..." dedim
annem aman evladim, yapma, islerini bitir emi,;
babamsa kizim, bir iki saat bisiler yapiver,

derken kapidan içeri puuffffffff diye rüzgar esiyordu
ipek çoktan apartmanin içinde kaybolmustu . . .




2 gündür cidden hiçbisi yapmadim


nii hh o h o h ooohohoo o o o

Tuesday, November 15, 2005


doruk bugün özbekistan'a tasiniyo
dün evine gittik doruk'a veda diye
ben çok hüzünlüydüm üzüldüm torik gidiyo diye
ama genel olarak tabii ki çok neseli bi aksamdi
abuk subuk ben dans floor'da bile buldum kendimi
(mc hammer dansi taklit ederken)

ben doruk olsam 1 seneligine ya da ne biliyim bilmem kaç
ayligina bir yere tasinicak olsam çok etkilenirdim
aslinda ne gerek var di mi?
dün onu anladim
bi yere tasinmak
it's not a b i g deal
en kötü sevmezsin mutsuz olursun geri dönersin
ya da baska bi yere gidersin

bi de akif bi mail atmis o gün
bi kiz ona mail atmis o da bana fwdliyo esasen
kiz benim fotolari görmüs çok sevmis
bu ipek benim çocukluk arkadasim ipek olabilir mi diyo akif'e
neyse diyilim çocukluk arkadasi ama ben de onu taniyorum
lisede galiba eliflerin evinde ya da burcularin, o da olurdu
ben çok çekingendim o vakitler kimseyle gidip konusmazdim çok
o kizi da iste öyle çok tanimadim
aksi gibi de bir sürü sey hatirliyorum, yok saçini sariya boyatmisti
sari demisim, yesile
sonra evden mi kaçmisti uyduruyo muyum bilmiyorum
babasi bi sekilde amarikaliydi gibi
esas konu su
ögrendim ki:
liseden sonra amsterdam'a tasinmis
sonra dönmüs ankara'ya
arkadan ny'a tasinmis
evlenmis
israil'e gitmis
ordan london'a
sevmemis israil'e dönmüs
simdi de sydney'e tasinmak istermis


ipek efendi de kavuguyla h o m h o m söylenip dururmus

Monday, November 14, 2005



küçükken hep annanemle olurdu... en çok özlenen, en sevilen hep ananemdi o minik hallerde. bir sekilde bir connected durumu vardi - hala var - ben ne zaman annanemi düsünsem ya kapi çalar gelirdi, ya da telefon ederdi. inanamazdim(k). ama o kadar çok olurdu ki. ya da ben annanee bilmem ne yapalim mii derim, o çoktan bana onu getirmis olurdu.
tuhaf bi "kalp kalbe karsi"lik durumu vardi, seneler içinde azaldi.

bu connected durum diyil ama. bir takim replacementler oldu -hala da oluyo - insanlarla ayni rüyayi görme, ayni anda ayni msji gönderme, ayni anda ayni seyi söyleme gibi...
sean norton'la da habire olunca "great minds think alike" olarak yorumladik bu sefer.

geçen cuma yine böyle bisey oldu. hem de çok çok eskiden hep olan sey simdi birden tekrarlaninca sasakaldim. bir sekilde lafin arasinda konu rasko'ya geldi. ben de zaten bayadir kötü hissediyorum arayamadim dogumgününde de diye. bidi bidi konustum sonra çantamdan tlfnumu çikardim ki,
1 missed call:
RASKO
eskiden biz sevgiliyken devamli böyle seyler olurdu, artik hiç sasirmazdik, da ben simdi sasirdim
sonra konustuk, köpekler öldü dedim, benim de büyükbabam öldü dedi, aslinda benim de öldü ama ben diyemedim, çok üzülmüsüm kalakaldim.

sonra tabi konu eski sevgiliyle arkadas olunur mu oldu, polemik oldu. ben olsam sevgilimin eski sevgilisini hiç kiskanmam. ben zaten kimseyi kiskanmadigim için aslinda inceleme disiyim,
ama sahsi kanaat olarak sevgilinin eski sevgilisini kiskanmak ne kadar mantikli bilemiyorum...
zaten ayrilinmis olan kisiye hala biseyler hissetmek mi daha riskli, hic tanimadigin barda yanina durup sohbet ettigin kisiye mi? galiba eski sevgiliye... ama çok da emin diyilim...
konu ben olunca hadi "nostalgia" falan ben severim, eski sevgiliye de bu sebeple bagli olabilirim. ama benden baskasinin eski sevgilisini kiskanmam. çünkü insanlar genelde berbat sekillerde ayriliyorlar galiba (gerçi bi düsündüm de su an etrafimda birisinden örnek gelmedi aklima)
yani sevgilisin, laylaylom, sonra sorunlar çikiyor, ama hala sevgililik devam ediyor, derken artik bi gün ayrilma karari aliniyor, kavga vs, artik bilmem neyse, sonra konusmama, küsme dönemi. tuhaf, "tuhaf ama gerçek"

ben sevgilimden ayrilsam her dakika ararim heralde, nooldu biliyo musun? diye bidi bidi gereksiz konusurum. simdi bile hala aaa bilmemnerde bilmemne var, dur ben bilmemkimi arayim da haber veriyim gibi bisekilde hemen arayiveriyorum.
bende de hakkaten bi ayarsizlik var...

aslinda düsününce bu ayarsizlik bi semptom, yani bendeki durum esasen baglilik duygusunun fazla gelismesi. çok bagliyim, insanlarla olan bagim benim için çok degerli. sonra bazilariyla, eski sevgiller misal, kopukluk olup uzun süre görüsmeyince sanki yasli nineler gibi kaliyosun. aaaahh ahhh sunu da yapmistik, su da bana onu çok hatirlatiyo gibi
"içmeden hatiralarla sarhos" oluyosun. oysaki tabiiki anilarla sarhos, sürekli geçmisi anan yasli birisi diyilsin. sadece geçmiste bir kisiye gelistirmis oldugun baglilin seni birakmiyor, ve onun sende kalan kismi seni haunt ediyor.


(yanlis anlasilmasin, su an anilarla haunt edilmis vaziyette ya da eski sevgiliye özlem halinde kesinlikle diyilim, akilma gelmisken bahsediyim dedim)






Friday, November 11, 2005



söz verdim mucur'a aksama yazicam diye ama cuma oldu taa
ayrintili güzelce yazmak istiyorum
simdi vakit yok ama eski tarih atar bi dolaplar çevirir tamamlarim ben
"ara cok acilacak hafta sonlari yetmiyo kapatmaya, gördük"
evet


o zaman en önemliden hemen baslayim
rejime basladim
artik yapicak bisi kalmadi ve ben sonunda hitler'den kalma rejimle
basbasa kaldim
ama iyi gidiyo
geçen sefer yaptigimda açim açim diye mutsuz ve sinirliydim
simdi diyilim
2 kilo verdim pzt'den beri


persembe aksami bien'e gittim
talu ve müftü varlardi
selen'le sohbetlestik
ben diet kola içtim
ayy amerikan filmi gibiydi bara gidip kola içen giciklar gibi
ama çok ciddiyim bu rejim konusunda
(ara sira kandirmalar yapiyorum, mesela simdi 1 tane portakalli draje yedim gizli gizli ama hergün bi tane kaçamak hakkim var)

muc nasil iyi mi sorularina canim sikildi normalde olsa orda olmaz miydi
"casual varligini özledim"

nihan'la erdem vardi (merci bien)
cok hosuma gitti
nihan çok tatli yaaa
"minik bildircin"


baska?

haa
bayrami anlatmadim
bi günlügüne istanbul'a geldim
teyzelerle yemek yemek için
totolar ya cok komiklerdi
tüm gün yemek yiyip, ogullarinin dedikodusunu yapip, tv'a sinirlenip, gençligin atatürk sevgisinden ne kadar yoksun olduklarini tartisip, evlerindeki hangi tabloyu kime (bana), hangi lambayi kime (bana) vericeklerini saydilar
en son bi elimizde seftali likörümüz bi elimizde teyzemin o ince sigaralarindan kihkihkih gülüyoduk
o kadar güzel bi gündü ki
heralde hiç unutmam


ertesi gün ankara'ya döndüm
uyudum pofur pofur
rifkiyla ugrastim ama isininca geçti, sevdicegimle keyif iyi geldi
aksamina ise yine çok güzel bi gece geçti
ecüs, sesim, tati, mert, ceco ve eko bizdelerdi
kirmizi sarap iyice sever oldum
sonra eko gitti gece geldi
ikisi de dobernman biri mermi kafa, tam bi goofy ama digeri daha tombik
yiycem bu köpekleri yaaa o kadar sirinler ki

o sirada lord da öldü
artik hiç köpegimiz kalmadi
HCL üçlüsünün üzücü sonu
ama hasmet acaba hala yasiyo mu?

ayas'a bir daha gittigimde onun yanina gidicem
hangi komsudaydi acaba?


simdi is cikis annemle küpek barinagina gidicez
köpek almak için
bir de bizim orda bir veteninerde st.barnard kirmasi bi köpek varmis
2 aylik
sokakta bulmuslar
ona da bakicaz
hepsi öldü ama simdi barinaktan alma fikri beni çok mutlu etti


almanca dersine gidiyorum hala
çok seviyorum
geçen sabah rüyamda almanca konusuyodum
bu iyiye isaret olsa gerek



12.29 oldu
isim bitmedi
13.00'da çikmaliyim
ise dönüyorum


t o b e c o n t i n u e d . . .