Wednesday, September 28, 2005



bugün damla'nin dogumgünü
aradim aradim acilmadi
fransiz kadin konustu durdu
uf bi bip sesi ciksa tamam anliycam

o yüzden dogumgünü sarkimi burdan söylüyorum:

mandalinaaa
man da li na
man da li naaaa
mandali naaa

.



2 dakika önce inbox'tan çiling diye bi ses, bu email gelmis:


Two travelling angels stopped to spend the night in the home of a wealthy
family. The family was rude and refused to let the angels stay in the
mansion's guest room. Instead the angels were given a small space in the
cold basement. As they made their bed on the hard floor, the older angel
saw a hole in the wall and repaired it. When the younger angel asked why,
the older angel replied,
"Things aren't always what they seem."

The next night the pair came to rest at the house of a very poor,
but very hospitable farmer and his wife. After sharing what little food they

had the couple let the angels sleep in their bed where they could have
a good night's rest. When the sun came up the next morning the angels

found the farmer and his wife in tears. Their only cow, whose milk had
been their sole income, lay dead in the field.
The younger angel was infuriated and asked the older angel
how could you have let this happen?
The first man had everything, yet you helped him, she accused.
The second family had little but was willing to share everything,
and you let the cow die.

"Things aren't always what they seem," the older angel replied.
"When we stayed in the basement of the mansion,
I noticed there was gold stored in that hole in the wall.
Since the owner was so obsessed with greed and
unwilling to share his good fortune, I sealed the wall so he wouldn't find it."
"Then last night as we slept in the farmers bed, the angel of death came
for his wife. I gave him the cow instead".

"Things aren't always what they seem."



l a s t d a y a t w o r k




last day at work böyle bir his oluyo heralde
ha aahahaha harika

aslinda bugün cok berbat bi gün
dün gece heyecan ve de üzüntü firtinasi oldu cünkü
bizim aileye bisiler oldu yaa
herkesin basina bisiler gelip duruyo

dün gece dedem bi fenalasmis
doktorlar "müdahale" etmisler
ne demekse artik
hemsireler öyle dedi
ama sonra düzeldi

ama esas kötü haber
ki tam "bad news"
dün evde baygin vaziyette yatarken tlf suzan
ipek tanju hemen gelsin duman cok kötü
iste neyse sonuc olarak gidip duman'i ayas'tan aldilar
orada iki tane igne yapmislar, bi kalp güclendirici bi de bisey daha
zehirlenmis minik
geldi iste buraya veterinerlik fakültesi mi bisi bi yere
orda sabaha kadar yatti
serum vermisler yine ilac
ama bütün kanina karismis tabi gelene kadar
sabah 7'de öldü
just like that
bir tek lord kaldi o da bi gözü kör bi kulagi sagir
bi ayagi cukurda
bi cesit vudu mu yapiliyo nooluyo ama barbie oynar gibi
benim bebege bisi yapilmiyo ama araba maketini carptirip,
köpege igne batirip, yasli barbie adaminin gögsüne bastirip
cabbar da öldü ya
tuhaf bisiler oluyo
bizim barbie evini yikmaya kalkismazlar umarim. . .

p u f . . .



hemen gidip gelsem
kimseye caktirmadan
olur mu?


Monday, September 26, 2005

uf.
istemedim yazmak.


freekick.

Thursday, September 22, 2005



one phone call -
and I'm sixteen again


uff cok hosuma gitti yaaaa
o kadar cok güldüm ki

oda cok güldü
hep güldük
ben fikra bile anlattim
12 dakika 48 saniye mi ne

ilac gibi geldi

ingilizce keyif pleasure mi?
bence diyil

özlem var mi ingilizce?
longing mi?
belki




Wednesday, September 21, 2005

buldum neden sabahlari ise mutsuz geldigimi
eskiden ben neseli olurdum sabah
arabada gelirken dans filan ederdim
simdi cok zor neseli olmam
ancak kirk yilin basi arabada komik bisi calarsa neseleniyorum
ama sebebini buldum
1. tabiiki isin 8.00'da basliyor olmasi
2. modern sabahlarda henüz kimsenin gelmemis olmasi
onlardan biri gelse
ama gec kaliyolar iste
nerde o modern sabahlar 7'de baslaar iddasi/sakasi
habire müzik
sonrasi zaten malum
ben daha demir kapilarin arasina süzülmeden dininiinniiinnniii niiiii
diye haberler basliyo

neyse
bu öglen Caramio aldim yedim
igrencti tadi
ne cikolatasi ç i k o l a t a
ne de karameli k a r a m e l
yedigim kadarini yedim
biraktim geri kalanini


ha bi de milli piyango'dan sadece amorti cikti yine
tamam plesaure delayer olmanin daha iyi oldugunu bilioyrum
mucur hep öyle dedi sonunda bak nooldu
fallarin hepsi acildi
peki ben milyarder olma istegimi daha ne kadar erteleyebilirim
bu gidisle las vegas'tan da is cikmiycak


son bi de bisey daha geldi aklima
ilkokulda hani basliklar ve de kimi maddelerin sayilari
kirmiziyla yapilirdi ya illa
o isik hiziyla kursun kalemi birakip kirmizi kalemi alis anini cok severim
türlü türlü yöntemi var
ama en pudii görüneni sag ve sol el arasinda degistirilendir bence

Tuesday, September 20, 2005

cok muhtesem bence o parcanin bu kismi
ian anderson da cok tatli ya


now they're toooohhhoooo old old old old
and they're to rock n roll ol ol o ol ol


ne kadar neseli yaaa
özledim
keske eve gidip bulsam
belki biraz genclesirim


ama son cümle zaten cok güven verici
bir nevi tina turner olabilirim yani
motivasyon


n o , you're n e v e r too old to rock n roll
if you're too young to die


too old to rock n roll. . .

. . . too young to die


haftasonu yine sip diye bitti ben ne oldugunu anlamadan pazar aksami oldu
puf
cumartesi yine aileyle
amcam falan
ayagi kirik ya simdi delirmis durumda
evde cok sıkılıyo
minik kuzenimi 2 haftadir görmedim
ama aksam onlarla yemek yedim
cok tatlilar
cumartesi herkesin dogumgünüydü
ankara'da cesitli dogumgünü partisleri vardi
ben gitmedim
gidenler eglenmis ama
ben evdeydim
pazar da evde gecti
kimse yerinden kalkamadi
bütün gün ev yemekleri yendi
mütemadiyen
ben baya yaslaniyorum ya
1 sene önceki bloglar: o partiye gittik, su saatte eve döndük,
uf cok yorgunum, uf cok asigim, uf cok sarhosum,
habire rock n roll
simdiyse evde karniyarik yedim
aman ne lezzetliydi ne lezzetli

sanirim vakit geldi

aslan kral geldi aklima onda rafiki derdi
it is time
dedem de rafikiye afaki derdi
ben ama her gün iki diyilse bir kere izlerdim filmi
eceyle
hatta ece kendini simba sandigi vakitler ben de mecburen nala olurdum



bu sabah zaten cok yorgunum
film artisti olsam bütün günü günes gözlükleriyle gecirirdim
hem de kocaman olanlarla
kalkamadim sabah yine
gözlerim kurbaga gibi ve kipkirmizi
cay banyosu yapicam nerdeyse
kapimi kilitleyip gözlerime cay koysam ayip olur mu ?

c o k u y k u s u z u m






zzzZZZ

Thursday, September 15, 2005


eski papa ne demisti:





















politiken.dk

Wednesday, September 14, 2005

ipek kalp dün geceki köpek



dün gece cok komedi bi rüya gördüm
acaba su agrikesicilerden alip yatinca iyice sacmaliyo mu rüyalarim pek emin diyilim
ama neyse dünkü cok eglenceliydi
niye belli diyil ben bi sekilde sanfrancisco'dayim
böyle tüm sokaklar yokus
asiri yorucu ve benim bisikletim var
onunla o yokuslar imkansiz
birinin evine gidicem
zor bela geliyorum eve
evde bi takim insnlar var
tanimiyorum ama cok sekerler
türkler bu arada
bi de köpek var
aslinda 3 tane falan var galiba
ama bi tane doberman var o bi harika
ben bayiliyorum tabi köpege ama o da beni seviyo
habire sarilip duruyoruz
ben ona bisiler veriyorum yemesi icin
o beni yaliyo teskkür icin
ama cok komik yaa
caniiimm diye sariliyoruz

ben arada böyle görürüm rüyalarimda köpekler
cok severim hemen arkadas oluruz falan
ama dünkü extraydi
geceye de benziyodu biraz
ama daha sismani

neyse sonrasi da vardi ya ama su an hatirlayamiyorum
san francisco sokaklarinda bisiler oluyodu
pizza mi ismarliyoduk neydi
ama hep o yokuslar vardi
acayipti
filmlerden mi ne orasi öyle canlaniyo gözümde
bi de su dolana dolana inen sokak var ya o iste

uf keske bütün rüyayi hatirlasam


bugün bi nesedeydim
komik gecti
carsamba olusu ve 1 saat extra calismamizi hic umursamadim
aksam dedeme gitmiycem
sesim gelmis
yasemin gelmis
zippidudah
ben cikiyorumm


Tuesday, September 13, 2005



a t l a s t . . .



see I don't believe in the deterioation of the soul
so to speak; the words
within months
or within years
my eyes won't go blind
my teardrops won't dry
and yet; my words won't end
won't end
don't end
can't end?
never to be spoken
never to be written

see they live a seperate life
independent as a hog on ice
they go different directions
they ride different waves
and yes, they mingle with different notes
and of course different signs

I might say yes; with an inclamation
no ma'm, we are whispering
or I may go please; as one does
that's when they like to wash away with the tides


Am Anfang war das Wort, und das Wort war Gott,
und das Wort war Fleisch ... menschliches Fleisch ...
Am Anfang der Schrift.


muss man entscheiden
kann man nicht alles haben; alles wissen
am gleichen Mal
im gleichen Leben

Monday, September 12, 2005

c e m e t e r y p o l k a


Uncle vernon, uncle vernon, independent as a hog on ice
He’s a big shot down there at the slaughterhouse
Plays accordion for mr. weiss

Uncle biltmore and uncle william
Made a million during world war two
But they’re tightwads and they’re cheapskates
And they’ll never give a dime to you

Auntie mame has gone insane
She lives in the doorway of an old hotel
And the radio is playing opera
All she ever says is go to hell

Uncle violet flew as a pilot
And there ain’t no pretty girls in france
Now he runs a tiny little bookie joint
They say he never keeps it in his pants

Uncle bill will never leave a will
And the tumor is as big as an egg
He has a mistress, she’s puerto rican
And I heard she has a wooden leg

Uncle phil can’t live without his pills
He has emphysema and he’s almost blind
And we must find out where the money is
Get it now before he loses his mind

Uncle vernon, uncle vernon, independent as a hog on ice
He’s a big shot down there at the slaughterhouse
He plays accordion for mr. weiss



it's been a bad day
please don't take a picture



uf cmt pazar berbatti
oysaki cuma cok neseliydim
kendimi kaybettim kuaför güzellik salonu vs icinde
deli miyim neyim
ama birden bi temizlik hissi geldi
herseyi yapiyim dedim
pirupak oldum
aksamina da beklemeye koyuldum
sevdicegim gelicek diye
ama o gecikti benim uykum geldi
ertesi gün oldu . . .

ama zaten o aksam annem geldi dediki ben hastaneye gidiyorum
büyükbaban cok hasta
benim haberim yoktu meyer bir önceki gün de hastaymis
babam sabaha kadar orda kalmis . . .

o sabah da kalktim ben evde kimse yok
annemler hastanede kalmislar
ben de o halde firsat bu firsat sevdicegimle kahvalti ediyim dedim
tam pogacalari aldim gittim evine
hafif uykulu daha kalkmadan "gel, biraz daha uyuyalimm" derken zirrr
annem hadi ipek hastaneye gel
ve iste ordan sonra benim makara koptu
zaten birden pazar sabah 6 oldu
yorgunluktan uykusuzluktan daha da enerji gelir ya bi süre sonra öyle oldum . . .

tam 4 nikah 1 cenaze gibiydi haftasonu
bir de kuzenim evlendi
onun nikahi dügünü
ben bir de söför nebahat oldum
en az 10 kisiyi bir yere birakip bir yerden aldim
dügünde yardim ettim
bulasik yikadim
göbek attim (en komigi buydu)
sonra tekrar hastane
dedeme doktor numarasi yapiyodum gündüz
"ihsan bey, ben sizin doktorunuzum, tedaviniz icin bu serum kolunuzda kalmali"
"ihsan bey, ben sizin doktorunuzum, lütfen yemeginizi bitiriniz"
aksam hemsire oldum
"ihsan bey, ben hemsireyim, simdi size burnunuzdan oksijen vericez"
sonra terfi ettim
"ihsan bey, ben bu hastanenin bashemsiresiyim, artik uyumalisiniz"
bu sekilde mantikli aciklayinca "peki efendim" diyip kabul ediyor
annem de karisi rolünde, uf ne acayipti ya
sonra benim artik pilim bitti bir de hemsireler (gercek hemsireler) artik abarttiniz
burda sadece 1 refakatciye izin vardi dedi, ben eve gittim . . .

pazar günü de bit türlü toparlanamadim uf
sacma salak filmler izledim
"when a man loves a woma"n mi nedir meg ryan ve andy garcia iste o filmi
ben onu romantik komedi saniyodum rezalet bisiymis
kadin alkolik, aile yikiliyor, adam dislaniyo, kadin alkolü birakiyo,
tam sinir bozucu
sonra bi film daha izledim
o da audrey tatü'nün filmi "dirty pretty things"
cok ilginc bir filmdi o da hic sandigim gibi cikmadi
onu da türk kizi ile zenci adamin ask hikayesi, yoksullukla mücadelesi,
fransa'da kacak yasamlari zannediyordum,
film bi kere londra'daydi, acayip acayip seyler oluyordu,
organ mafyasi, böbrek ticareti, kacak isci calistiran igrenc hintliler,
ne biliyim o da asap bozucuydu
ben zaten mutsuzum agladim hepsinde
sonra careyi romantik komedide buldum
hahahaaa
"first 50 dates" mi ne öyle bir film izledim, drew barrymore vardi
iste o film komikti güldüm
normalde belki gülmezdim ama dün güldüm



böyle mutsuz olunca sevgilimi de sevmiyorum
ona da üzülüyorum
yoksa cok seviyorum





ilk defa blogda sevgili bahsi gecti galiba
o da tuhaf geldi



Friday, September 09, 2005




The "3 Rs" of BookCrossing...

1. Read a good book (you already know how to do that)

2. Register it here (along with your journal comments), get a unique BCID (BookCrossing ID number), and label the book

3. Release it for someone else to read (give it to a friend, leave it on a park bench, donate it to charity, "forget" it in a coffee shop, etc.), and get notified by email each time someone comes here and records journal entries for that book. And if you make Release notes on the book, others can Go Hunting for it and try to find it!




ama t a b i i k i bunu da yapmislar . . .


büyük ihtimalle Amerikalilar yapmalari gereken seyleri 5Ms ya da 3Ts diye bir takim initiallar ve de kafiyelerle list etmeden ögrenemiyorlar
ya da akillarinda asla kalmiyo

okullarda da herseyi öyle ögretiyorlar
hadi bakalim learn your 3Ts, Think, Talk, Trigger
birseyleri düsünüp insanlara anlatip onlari da düsünmeye itin hadi bakalim cocuklar

mesela su hikayede adam yapamiycakti
Read-Register-Release olarak ögrenmeseydi
Read-Number-Leave olsa bu aksiyonlar bookcrossing falan olmiycakti

bookcrossing


Su kitap okuyup bitirince oldugun yerde birakma hikayesi üzerine
Hani yok Ingiltere'de baslamis, Fransa'da cok yayginmis

Amerikalilar yine konusturmuslar

Harika bir sistem yaratip harika bir uygulama sürdürüyorlar
Web sitesini bu sabah ögrendim
Adamlari takdir etmiyor degilim


http://www.bookcrossing.com

Thursday, September 08, 2005

ya cok ilginc geldi bana niye bilmiyorum
simdi iste sikildim
oglen babami beklemek zorunda oldugum icin ofiste kaldim
ve de masamdan ayrilmadim
abuksubuk internette oraya buraya baktim
sonra daha önce de görmüstüm aslinda blogun sag üst kösesinde
NEXT BLOG diye bisey varya
hadi onunla bakiyim insanlar nasil bloglar yaziyolar
acaba nerelerden insanlar cikicak diye bakiyim dedim
acayip seylerle karsilastim
millet delirmis bloglarin cok acayip backgroundlari cikmis
daha dogrusu formatlar
yani benimki gibi iste yazilar sagda solda user's profile falan diyil
baya web sitesi seklinde
sasirdim walla
ne varsa sasilacak
ne biliyim iste
baska bir de bi blog geldi müzik caliyo
en üstte de put your heart into my hands yaziyo
acilmasi zaten kirk saat sürüyo
galiba bi müzik grubunun ya da grubun solistinin blogu
acilinca ispanyolca bi sarki caliyo
bi de bi kizinkini sevdim söyle bisi vardi acilinca
blog clichés:
1.
2.
3.
diye yazmis
iste ne biliyim
to apologize you haven't been blogging for a long time
listing your favourite blogs
commenting about other bloggers
telling how life sucks
telling how you are all te time overworking
vs.
sonuncusu yoktu da benim klise de o oldugu icin ekledim
ama of sikildim bi süre sonra yüz milyonlarca blog var

gecen sene bu zamanlarda galiba blog yazmaya baslamistik
cok da emin diyilim ama iste tam amerikaya gitmeden önceydi
simdi yine öyle

ha bi de bazi insanlar bloglari reklam sitesi yapmislar
bütün günler buy herbal viagra yok ne biliyim cheap xanax gibi seyler

bu sabah ari gibi calistim tüm islerimi bitirdim
cok memnunum
böylece ögleden sonra hic bi isim kalmadi
patronum da eve gitti
canim asiri cikolata istiyo yalniz
yoksa tam keyifteyim
maksimum yapabilecegim is odami toparlamak o da zaten düzenli
biraz da dosyalara kaldirmam gereken kagitlar var
ama onlar da TO FILE trayinin icinde duruyolar
a/a 500..
cok sikilirsam onlari yerlestiririm
korkarim birazdan pastaneyi arayip bize 1 kutu o kremali milföylü tatlilarinizdan gönderir misiniz raddesine gelicem
bizim ofise hep ondan ismarliyolar
heryere bulasiyo sosili sandvic yerken kenardan fiskiran russalatasi gibi iste ayni
ama bunda krema fiskiriyo
bi de catal bicakla yiyosum ama ayni derece de zor
fakat tadi inanilmaz
üstünde de pudra sekeri var
pudi
ha bi de puding pastanesi var burda ama icinde puding yok

böyle salak salak durunca aklima cok alakasiz sarkilar geliyo
birden durup dururken out of the blue su geldi aklima
all the times that I cried, keeping all the things I knew inside
it's hard but it's harder to ignore
ayyy durmazsam yazicam hepsini geldikce geliyo aklima
bi de bundan önce sabah da geldi aklima Max o lafi cok kullaniyo
her seferinde ben o sarkiyi söylemeye basliyorum
ama simdi unuttum iste
böyle isi gücü birakip free bi sekilde takilinca aklimdakiler de cok cabuk gelip gidiyo



ohh my people come ond go so quickly here . . .

Wednesday, September 07, 2005

dün aksam da bi kuzenim evlendi
aile cildirdi

cmt baska bi kuzenim evleniyo


tanimadigim kuzenler cikti ortaya
biz evleniyoruz diye
ama hosuma gidiyo
ben severim aile aktivitelerini

aaaa bak sen su nejat'in yaptigina, bacagini kiricak tam vakti buldu,
basak'in bebegi kac kilo, ayyy canimmmm, baban nerde burda mi,
ayni babanesi ayni, ancak iste böyle dügünlerde görüsebiliyoruz...

bilimiyorum hosuma gidiyo

Monday, September 05, 2005

it's a girl

kuzenimin kizi oldu bu sabah
cok seker bi minik
amcam da bacagini kirdi - 3 yerden
ameliyat olmasi gerekiyo
sad
basak koridorun bir ucunda amcam diger ucunda
hastane kafayi yedi
sürekli insanlar geliyo
ben bile 3 kere gittim bi gün icinde
annem 4 kere gitmis

cok tatli bi bebek
hep uyuyo
uyaninca da etrafi seyrediyo
sonra tekrar uyuyo

biri basak'a sordu:
nasil hissediyosun?
basak dedi ki:
cok garip.
dün ordaydi.
simdi burda.
anlayamiyorum.


hayal aleminde.




toz pembe.




kih kih kih.

Sunday, September 04, 2005

rock 'n coke


cmt rockvecoke'a gittim
nasil oldugunu anlamadim ama bi sekilde sesimle bana bileklik bagladilar ve biz iceriye girdik
kih kih kih
icerisi komikti
kamikazeye bindik
ceza hayraniyim
korn da müthismis
sonra cure


cok islandim
cok üsüdüm
herkesi kaybettim
tek basina eglendim


sonra araba
isinma




ho ho ho



cok eglendim.

Friday, September 02, 2005

eylül oldu

sonra o hafta cok cabuk gecti
hemen cuma oldu
iste beni heycan basti birden
ayyy ilk defa ne zamadir istanbul'a gelicem diye heycanlandim
bir sürü sey yapmak istedim

cuma öglen olunca hooop hemen eve minik bi canta
biraz yemek
seso geldi
hemen hipocan da geldi
yola ciktik
hipocan ben sesüm bir de can'in bir arkadasi ekin
müzik dinleyerekten ve de sohbet ile ilk yarisi hemen gecti
bolu'ya geldik
sabahattin usta'nin yeri mi öyle bisey
muhtesemdi
domatesler müthisti
yogurt da öyle
ben zaten yolculukta yolda durmayi ve yemek yemegi cok severim
acele olunca da sinir olurum
annemlerle eskiden hep en cabuk nasil yemek yer ve de
duraklamayi nasil en efficient hale getiririz diye ugrastik
benim bu aman zamani cok verimli kullanalim
ayni anda mümkün oldugunca fazla isi bitirelim mantigi da bunlardan geliyo zaten heralde
neyse
iste biz rahat rahat yedik ve yolun ikinci kismi basladi
ilk baslarda cok iyiydi manzara zaten daha hos o tarafa dogru
arada sigara icebilmenin keyfi falan
derken müthis bir fikirle yanimizdaki sakiz liköründen icmeye basladik
of ne kadar sahaneydi yaaa
tam ideal isida ve tatli
ama cok cabuk bitti tabi
o sirada gebze'yi gecmistik ve nerdeyse körüye gelicez
fakat feci bi trafige düstük ve 2 saat sonra cikabildik ancak
gebze'de falan calistigimi düsünemiyorum yaa
hergün istanbul'a öyle bi trafik
tam is cikisiydi ama insanlarin hicbiri delirmis gibi diyildi anlayamadim
ben olsam infial yasanir heralde
sonunda vardik
ben mel+sin'e gittim
sarap ictik
moriko da vardi
ben cok yorgundum ama cok eglendim cok özlemistim
mori bi sarki yapmis bayildim
ama simdi aklima takildi hic bi sözünü de bilmiyorum
nefret edicem galiba sonunda

sonra uyudum.