Friday, April 20, 2007

simdi 2 adet bavul hazirlamak zorundayim
yarin sabah tekrar istanbul'a

ama bir onceki seferin fotoromanini yayinlamadan olmaz



miip



haydarpasa / uyku:











ahmet mithat efendi / yemek:











kadikoy / ruzgar:











tunel / sohbet:














this is the end
my only friend

the end

.

Thursday, April 19, 2007

19 Nisan

Bugun sans eseri aklima geldi.
Bir email aldim, subject'te "yazinin tarihine dikkat edin" diyodu.
Ama ici bos cikti.
Ben de dikkat ettim.

Thus bu video burada.



Please enjoy your experience.


istanbul bi tatliydi bu sefer.
hosuma gitti.
yine de az geldi ama onu anlamadim.
bundan sonra 4 gune cok demiycem.
en az bi hafta gitmem gerek.

onun disinda kizlarin dogumgunu kutlandi.
2 kere.
film festivalinde filmlere gidildi.
nicolas ile tanisildi.
raki icildi.
yuruyerek kopru gecildi.
tuttum C oynandi.
vapura, tunele binildi.
kahve, cay, sigara, radikal, galata, pasta, simit, pizza, otto, omlet, c.r.a.z.y., ciger, jeton, foto, teyzem, sarap, mangal, terapi, belgesel, bulasik, vs,.

oh.

istanbul tatli olunca cok tatli oluyo.

Wednesday, April 18, 2007

on the go

ewan mcgregor versus beck.
bi taraftan da michel gondry var.
story of my life.

(en sevdigim an neonlarla electro gitar solosu)

Friday, April 06, 2007

these are the thoughts that go through my head...


su sikayetlere bi son veriyim.
istanbul'a gidebiliyim.

iki istegim budur.

bir de lhasa'nin albumu cok guzel.
repeat'den cikarsam mi artik ama.

bi istegim daha varmis:
ainara'nin dugunune kadar fluido ispanyolca konusiyim.


telefonumu tamir ettiriyim.
kitaplarim gelsin.
maasimi artik aliyim.
negotiating foucoult muydu neydi, onu okuyim.
ainara ve iker'e hediye buluyim.

Monday, April 02, 2007

the w h e e l s of the b u s go round and round.
round and round.
round and round.

2-3 saatlik otobus (aslinda minibus) seyahatlerini hic sevmiyorum.
bodrum izmir arasi.
artvin yusufeli arasi.
ankara kayseri arasi.
sanki azicik bi mesafe gitmeye degmez gibi.
bi yandan da tek vasita o minibusler gibi.
ben zaten oturmayi hic sevmiyorum oyle uzun saatler.
yanimda da konusan biri olmayinca cidden kendi kendime konusuyorum.
en cok da ne kadar kaldi diye soruyorum.
kolumda da saat olmadigi icin iki dakikada bir cep telefonumu cikarip bakiyorum.
cikarinca bari bi tane sudoku yapiyim diyorum.
sonra midem bulaniyo.
biraz onume bakiyim diyorum.
o zaman da iste yine kendi kendime konusmaya basliyorum.

kesinlikle yalniz seyahat etmemeliyim.

ya da kitap, ipod, karekaralamaca yanimda olmali.



tedbirsiz olmamaliyim.
bi de coraplarimi unutmusum.

selpakla da hep boyle oluyo.


bos vaktin olunca da bunlari farkediyosun.


etc.