life sucks
simdi evdeyim,
2 haftadir,
tek kollu canavarim
iki gundur berbat ruyalar goruyorum
kafam ikiye ayrilmis,
uyanip uyanip duruyorum,
saga donunce baska bi ruya goruyorum,
baska bi yerde baska biriyim,
oteki tarafa donunce baska bi yerde,
baska bi ruyaya devam ediyorum
ama iki ruya birbirinden cok alakasiz,
birinde okuldaysam digerinde kayakta,
birinde los angeles'da, birinde istanbul'da,
ne biliyim ben . . .
Thursday, January 26, 2006
Friday, January 06, 2006
Thursday, January 05, 2006
Aralik 13-Ocak 6 arasinda bir gün
takribi olarak 15 Aralik
cok anlatasim geldi:
öglen yemege gittik
her zamanki
ve su an odamdaki ve saçlarimdaki
yag kokusundan anlasildigi gibi
kebap no.9'da balik günüydü
herneyse
sohbet tabi sohbeti acti
ofis muhabbetleri
derken söyle bir hikaye dinledim
(hikayenin gidis hattindan da
nasil sonlanicagindan da o kadar emindim ki)
düsünün ki mevsimlerden yaz
bunu kis mevsiminde anlatmistim
cok güzel sicacik bir yaz günü düsünün
deniz kenarindasiniz
iliklerinize kadar isinmis
hatta artik terlemis
(ayni gidiyo hikayelerimiz)
çok keyiflisiniz
derken serinlemenin vakti geldi
denize cosss diye atladiniz
muhtesem bir ferahlik hissettiniz
ama ne de olsa keyiftesiniz iki üç kulaç kafi geldi
ve denizden çiktiniz
(tamamiyle ayni hikayeler)
o anda birisi geldi ve sizeeee
buz gibi biiirrrr
(- b i r a ! )
karpuz getirdi
ben iste bu günü yasadim
hatta daha da güzeldi
iste o hikayeden sonra ben somonlarla konusmaya basladim
(kafamdan blog yazmaya)
çesmede
altinkum adli bir cennet parçasinda
of iste
büyülü
mümuha
bir gün geçirdim
geçirmistim
ayaklarimi o altindan kumlara gömüp
gözlerimi yine altindan olan günese diktim
sirtimi altindan bir kisiye yaslayip
kalbimi de altindan baska bir kalbe emanet ettim
bir daha ne o biradan içtim ne o günesten tattim
renkleri büyüleyiciydi en çok da
deniz masmavi
agaçlar yemyesildi
ama hepside kumun altin renginden yansiyan bronz parlakligindaydi
hem prenses hem saraydaki yaver
hem asçi hem hizmet edilen aristokrattim
altina serilen mermer
üzerinde yürünen topraktim
hem agaçlarin üzerinde hem denizin dibinde
hem batan kum tanesi hem biranin tadiydim
salatanin askin büyünün hepsinin içinde
ama hepsinden baskaydim
(oh iyi ki hatirladim )
top 5
best days
high fidelity
literally
o kadar çok blog yazdim ki yine aklimdan
hatta bi kere ofiste new email formatinda
ama buraya hiç getiremedim
çok seyler oldu
öyle o kadar da dramatik katastrofik seyler diyil ama
yine de biseyler oldu
istanbul'a gittim geldim
mucur deniz sink melk emregüven oguz agirlikta
bir mehmet
bir seso
bir seho
bir dd
bir memo
bir damla
gittim
gördüm
sonra 2 o o 6 oldu
ayas'a gittik
ooh ooohhh
ev keyfi
yemek ve içmek
belki bi paket sigara içtim
belki koca bi hindi yemisimdir
bir koca kereviz
2 kilo patates (cips ve salata olarak)
bir kaç sise de de içki tüketmisimdir
bizzat ben kendim olarak
uf
sonra geçmis günlerin bazilarinda çok hislendim
çok romatik oldum
yasemin'in küçük lara croft'unu gördüm
çilgin bir sosyete partisine gittim
daha çilgin bir dogumgünü partisine gittim
ama annemlerle
bir iki kere is yoktu evde pinekledim
sabaha kadar oturdum kendi kendime çok eglendim
evde iki kere yemek vardi
nesem yerine geldi arada
birkaç kere sinirlendim etrafa
çogunlukla trafige
hiç aglamadim
hasta oldum
belimi incittim
iste baya bisi olmus. . .
hem de sadece 15 günde. . .
ben de ankara'da hayat pek dull diyorum.
hih.

