Tuesday, December 13, 2005


<<

- yaa bilmemne bilmemne nooldu?
- o ne?
- neden?
- kim?

sorulari üzerine,
- yaaa çok uzun bosver

>>

ci mi oluyorum nedir?
kih koh koh



flogblofmlogvlogwlogplogslog

günlerdir bloglari kafamda yazip yazip duruyorum
bilgisayari açip da internete baglanip da ohhoooo
diye
pit pit pit diye aklimda düsünüp bitiriyorum
publish post
pit

ilk cuma aksami düsündüm
is çikisi eve gelip 2-6 arasi uyuyinca
ne bisi yapicak enerji kaldi
ne de uyuyicak uykusuzluk
iki arada bi derede bi durumdu
önce hosuma gitti
evde uyumayip yalniz takilma hali
ama sonra
iste ben yalniz kalmayi aslinda sevmeeeeeem
diye
içimden çigliklar yükseldi
sonra sustum
alistim
sigara içtim
isiklari söndürüp disariyi izledim
sonra love actually izleyip agladim
iste o anda geri dönüsü olmayan yola saplandim
artik kaçarim yoktu
brigit jones olmustum
koca kiçim, sigara izmaritlerim, çikolata kagitlarim,
ve de aklimda bloglarimla
....
üstelik erkeklerden de tabiiki nefret ediyodum
ama içimden gelinligimi de hayal ediyodum
bu kilolardan kurtulmaliyim diye sikayet üstüne sikayet
cips bitti yine kahrolasiiii



fazla uzun sürmedi ama
kitap okuyunca geçti





sonra bi blog daha yazdim
aklimdan
ama unuttum




kesin askerlikle ilgiliydi


gel teskere teskere
o simdi asker cani neler ister

kamuflaj, karavana, iştima
askerin el kitabi
havalarindan bisi olsa gerek







Friday, December 09, 2005



bugün bitmek bilmedi... aslinda keske bitmek bilmese hakkaten (de bi yandan)... su groundhound day filmi gibi, aklima geldi, yeni izledim çünkü o filmi. tv'da mi gösterildi, yoksa ben evde babamin bulgaristan'dan 2 dolara aldigi dvd'lerden mi izledim bilmiyorum, ama yeni izledim o kesin. bu bulgaristan dvd tayfasina inanamiyorum, burda da var mi bilmiyorum gerçi ama adamlardaki teknoloji hizi ve adaptasyon bi tuhaf. bi anda ortaya çikti bunlar ve her sefer kapaklar, resimler iyice bi güzellesiyo bilmemne derken, en son babam dvdler getirmis, bi dvd'de iki film.
ve temali...
yani öylesine sonuna 2:57lik bi film ver diye diyil, baya temali. mesela keanu reeves var, matrix ve sweet november birlikte... ama söyle seyler de var, sofie's choice ve schindler's list birlikte.
herneyse, o groundhound day denen film bence kötüydü,ama bazen basima gelsin istiyorum. bugün gelebilir mesela... çok muhtesem bi gün diyil su an, ama binlerce degisik opsiyon olabilecek bi gün... bi nevi sliding doors...

uf...


bugün bitmese
bugün bitmese
bugün bitmese
dün bitmese
dün bitmese
dün bitmese
dün bitmese

diye diye uyudum.





on f a l l i n g in love
için de olabilir pekala



Wednesday, December 07, 2005



on falling apart :


well, it's not the
f a l l that h u r t s

it's when you h i t the g r o u n d



uf
uzun süredir duydugum en romantik laf bu galiba
ya da ben böyle bi romantigim...



Tuesday, December 06, 2005




lodosum tuttu -
poyrazim soguk

bir sarki var aklimda - soylemesi ayip

Monday, December 05, 2005

nostalgia

miniklerin fotolari
bi anda 3u birden gittiler
ben de elimdeki tek fotolarini koydum
kucukken fotolari da var
ama o zamanlar digital kamera yoktu
miiiii...

simdi "boncuk" var
henuz tanismadik
dalmacyali ve kurt kopegi karisimiymis
barinakta adini boncuk koymuslar
noktalardan diye assume ediyorum
gobeginde noktalar varmis
ama ustu kurt kopegi tipindeymis
gozumde freek kopekler canlaniyo
oyle anlatilirsa tabi...

Lord

cabbar

duman

Friday, December 02, 2005






















fransizcadan daha cok marsca konusurum heralde dedim bu dukkani gorunce. eve geldim noktali o'larim, u'larim gitti. alman klavye olunca hepsi var tabi.

almancaya bayiliyorum. dersler de iyi gidiyo. acaba ne zaman fluido konusucam. dun ilk defa hayatimda ofidte almanca konustum. daha once de bi kere konusmustum gerci ama o sayilmaz.

bu sefer gercekten, kendi istegimle konustum, uzun uzun cumleler filan kurdum. kendimce cok havaliydim. kadina ilk tlfnu acinca dedim ki: do you speak english? nein; dedi. ben de o halde ben almanca konusmaya calisiyim dedim. ugrastim, parcaladim ama anlastik. kadin da sen gelince daha cok konusuruz almanca, dein Deutsch ist sehr gut, dedi. ja ja, dedim. ama hosuma gitti ilk, sonra ayyyy cok bagirdim umarim ofisten birileri duymamistir diye dusundum. ne sacma.

kucuk prens'i okumaya basladim bi de. yarim yamalak gidiyorum. konuyu bildigim icin anlamasam bile anliyorum, cok zevkli.
der kleine Prinz.





Thursday, December 01, 2005



k i n g k o n g

gelse de d a n s e t s e




.

eiffel











lomo makinem kirildi paris'te.

kalender


benim ofiste pis bi tane duvar takvimi var;
üzerinde vinçler, barajlar, bisiler...
ben ofise geldigimde burdaydi, bilmemne insaat firmasi vermis.
hani su üçlü olanlardan;
benim çok hosuma gidiyo o takvimler, çok da pratik tabi.
bende de psikasteniklik var malum,

patronum gelip igrenç tükenmez kalemiyle
bi günün üzerinde egri bügrü yuvarlaklar çizmiyo mu,

uf benim bi ayim berbat geçiyo...
neyse esasen, geçen ay, simdiki ay, ve de gelecek ayi bi arada görmek,
bi sekilde bi garanti veriyo galiba bana...
sanki o aylar hooop diye geçicek ve de nereye varicaksak oraya

hemmencecik varicaz.
oysa ki yine bu sekilde bakarsan bi tuhafligi da var;
hey ay sonunda üç sayfa kopariyosun, üç tane birden...
bi sekilde üç ayin hooop diye geçti ve elinde ne var diyo da olabilir
ama ben zaten tirrtikli seyleri koparmaya bayilirim...
simdi son sayfa kaldi üç bölümde de...

kimdi o yaa
anaokulunda mi, ilkokulda mi?
herkes bisi olur ya, elma olunur, portakal olunur, bisey bisey;
birisi eski yil olmus da uff ne kadar mutsuz olmus.
herkes onu yuuuhhhh hadi git artik hahahahaaaaa diye ittirmis,
yeni yila sarilmislar,
eski püskü paçavralar giymesi de cabasi...


diycegim o ki;

ben ay bu takvim sayfasi koparma isini bi seromoniye çevirmesem,
eski ayin kagitlarini saklayip üstlerine orda burda not almasam,
turuncu, beyaz, turuncu beyaz diye ayirmasam,

hiç olmaz, hiç bi is yapamam.


o diyil de; bi baktim odamda 4 tane takvim var
date freek miyim neyim?


haa bi de seneye için bi klimt takvimi aldim, uf simdi açtim,

nereye asiyim diye baktim
bi de baktim ki, bizim ofise agustos, eylul ve kasim aylari için biraz

müstehcen kaçicak galiba...
kih kih kih...