Monday, October 24, 2005


haftasonu ankara'da da çabuk geçiyomus
ben kendimi kandirmisim


cuma cumartesi pazar
hurraa diye geçti


cuma: öglen isten çikip orda burda gezip
evde relax olup
aksamina da biraz disari ciktim
aaa süper lezzetli sangria içtim
ay ne tadinda bi gündü anlatamam

cmt: tüm gün disardaydim
hem de tüm gün
sabah uyanir uyanmaz çiktim
sonrasi da kizilay, izmir caddesi, mesrutiyet filan
yani normalde cmt asla gitmiycegim yerlerde
gezdim bi de
dolastim
sirf öylesine
vitrin filan baktik
dvd makinesi almak için sorusturduk
ve saatlerce senin sevgilin söyle benimki böyle muhabbeti yaptik
çok komikti
bi erkekle yapilinca eglenceli oluyo
kizlarla biraz kabak tadi verdigi oluyo da
neyse nefes nefese alt geçit üst geçit sohbet sürdü
cmt gecesi de hizliydi
yemek yendi, rakilar içildi, ben nerdeyse sirtaki yapicak kivama geliyodum, çiktik

pzr: tam bi pazardi
annem, isil, zafer, ece günüydü
tv, film, ve fast food günü
gangs of new york denilen filmi izledim
Sean'lari özledim




Saturday, October 22, 2005

a l i s harikalar diyarinda













san francisco'ya tasinip su evde mi yasasam
ki?

Wednesday, October 19, 2005



bi hüzünlüyüm bikaç gündür.
hersey beni üzüyor.
aklima olur olmadik seyler geliyor.
bi eski bi yeni bi eski bi yeni bi eski bi yeni bi eski bi yeni.
bi eski bi yeni bi eski bi yeni bi eski bi yeni bi eski bi yeni.
bi eski bi yeni bi eski bi yeni bi eski bi yeni bi eski bi yeni.
bi eski bi yeni bi eski bi yeni bi eski bi yeni bi eski bi yeni.
bi eski bi yeni bi eski bi yeni bi eski bi yeni bi eski bi yeni.
eski.
eski.
eski.
eski.

----------------------------------- i need a helping h a n d



Monday, October 17, 2005



süürrpriizzz


cuma aksami sürpriz olarak istanbul'a gittim(k).
saat 12 sularinda mucur'un kapisini caldim(k).
tüm planlardan haberi olan (kih kih kih) denizcigim acti.
iceri girdigim anda meliscigim, moricigim, nihancigim tarafindan etrafim sarildi.
hi hi hihi.
cok sekerlerdi.
derken mucur da gördü beni.
soka girdi.
kihihili kih.
parti sabah 4'e kadar sürdü.
benim icin 5'e kadar.
midem hasatti.
gelir gelmez adapte olabilmek icin kafaya icki dikmemem gerektigini biliyodum.
olsun.
cok eglendim.

mucur'la deniz'in evi muhtesem.
ertesi sabah ev haline getirdik beraber.
corba ve manti vardi menü'de.
tüm gün tv ve cesitli oyunlar.
film bulmaca, isim yazip kim oldugunu bulmaca falan oynadik.
yatak ve koltugun üzerinde saatlerimizi gecirdik.
cok keyifliydi.


o kadar iyi baktilar ki bize oraya tasinmak istedim.
herseyi yaptilar ya.
"gracious hostess" bunlar tam.

aksamina sesimle deniz, melisle emregüven geldiler.
sinkur ve mori zaten hazirlardi.
ben de onlara kandim disari ciktik.
sevdicegim ve arkadaslari de katildi.
ordan sonrasi nane mollaydi.
pis icki pis pis.

ama istanbul cok kisa sürdü.
haftasonu baska sehirde cok daha cabuk geciyo.
ankara'da olsam ohoooo.

mucur hediyesini sevdi.
gercekten "system sucks" dedi.
ev hediyemi de sevdiler.


i was happy.



Friday, October 14, 2005

it's not u n u s u a l . . .


Tom Jones konserine gittim Las Vegas'ta,
biyik birakmis, o kadar komik olmus ki anlatamam,
ama meger ben Tom Jones cok severmisim,
kizin teki sahneye panties atti,
annem de o bizim zamanimizin seks sembolü idi dedi,
cidden bi danslar yapti hiphop bardakilerden beter,
ben ama cok begendim, irlandali kizlar vardi onlar da cildirdilar

cok komikti
alisilmisin disindaydi
hi hi







it's not unusual to be loved by anyone,
it's not unusual to have fun with anyone,
but when I see you hanging about with anyone
it's not unusual to see me cry, I wanna die
it's not unusual to go out at any time,
but when I see you out and about it's just a crime,
if you should ever wanna be loved by anyone,
it's not unusual, it happens every day,
no matter what you say
you'll find it happens all the time

love will never do, what you want it to
why can't this crazy love be mine.

it's not unusual to be mad with anyone,
it's not unusual to be sad with anyone
but if I ever find that you've changed at any time
it's not unusual, to find that I'm in love with you






Wednesday, October 12, 2005


carsamba mahmurlugu


ayyy bende de bi salaklik oluyo carsambalari
carsafa mi dolaniyo nedir
aslinda sali sallanir effekti benim icin carsambalari oluyo
cok isim oluyo ve de cok bayiliyorum
her seferinde aksamüstü biran önce 5 olsun da cikiyim diye bi telas basliyo
bi de bitiriyorum inat gibi bütün islerimi
4.45 civari masam tertemiz vaziyette beklemeye basliyorum
ve iste tam o sirada aradigim "sign" geliyo
her sefer bi sekilde ögreniyorum
aaaaaaaaaaaarrghhhhh
carsambalari 6'ya kadar calisiyoruz
her sefer nasil unutuyorum bilinmez
ama bu kadar da olmaz
ahahahaaa
aslinda komigime de geliyo ama
bi yandan da salakligima sasiriyorum
bi de masami görmeniz lazim hic olmadigi kadar düzenli,
yarin yapilacak tüm isler ajandamda listeli,
bugünün sayfasi binlerce sey hepsinin üzeri karali,
ayyyy


ps.
bu bi sir:
bi iki kere cantami alip kapiya bile gittim
bi baktim hersey harul hurul calisiyo
caktirmamaya calisip odama geri dönüp bilgisayari actim
ve kisti
yani üstümde palto atki bere falan
uffff
cok salakti
bi bangir bangir windows
dindin din din diye acildi
sabahlari alistim gec kalinca bilgisayarin sesini kisip öyle aciyorum
kimse duymasin diye de bu bi kac sefer cok salak gibiydi
"gülünc duruma düstüm"
ha bi de amma neseli oluyorum
sarhos gibi bi nese geliyo
oysaki hissiyati ayni tam liseden mezun olucakken lisenin 4 seneye uzatilmasi gibi bisey



günes acti simdi
minik pencereden disardaki bahce cok sempatik görünüyo
bahcenin arkasindaki binayi da pembeye boyadilar




hava cok bulutlu
ve pencereyi acinca cok soguk hava giriyo
gerci benim pencerem cok kücük ama

havada bulut
sen bu isi unut

Tuesday, October 11, 2005



Z Z z z z . . . .


bugün iste ikinci günüm
is birikmesi böyle bisiymis
last day at work daha güzel biseydi
bunu begenmedim
günlerdir kimseyle konusamiyorum
sinir oldum
sinkur aramis dün arayamadim
mucur'a seni aksam ararim dedim
onu da arayamadim
asli'yi ariycam
mori'yi ariycam
bin kisiyle konusmak istiyorum
hep uyuyorum

dün isten öglen eve geldim
uyudum
patron dedi ki git biraz dinlen gel
gittim
sifir dinlendim
geldim

sonra aksam is cikisi da
direk eve geldim
salonda koltuga serildim
tam anlamiyla
uyudum
o kadar uyudum ki odama gidis animi hatirlamiyorum
uyandim sonra
off saatlerdir uyuyorum diye
bi de böyle sabaha karsi uyanmayi hic sevmem
biraz sinir oldum
saate bi baktim 8:42
cok hosuma gitti
tekrar uyudum
sabah ilk defa
gercekten ilk defa
aylardir ama
dinlenmis bi sekilde kalktim
vay be dedim

beck klibi falan gibi hissediyorum

hi ho

Monday, October 10, 2005

gidip geldim
cok memnunum
there's no place like home diyerek döndüm
döndüm ama mutsuzum biraz
dedem öldü
ben amerika'dayken hem de

bu sondu sanki

artik bitti galiba

finito de cordoba

Sunday, October 09, 2005

blogger anniversary

9 october
9 ekim
blog anniversary'im
yani ilk yili bitti
ay ne hos ne hos

Saturday, October 08, 2005


amerika'ya gidildi
bu sefer west coast ziyaret edildi
begenildi
SF
LA
LV

az kaldik tabi
SF 'ya bayildim
aslinin deyimiyle ben frensis ve ko
cok iyi anlastik
amerika'daki avrupa
crabler, istakozlar, tramvay, troleybüs,
yangin merdivenleri, gökkusaklari,
pankartlar, hapishane, yokuslar
tam bir sehir
renkleri o kadar güzel ki
sempatik

LA'de dilman'i gördüm
bilmemkacbin dolarlik arabalar gördüm
bilmemkacmilyon dolarlik evlere baktim
arabayla gittik cok uzun saatler
eski moda 50'lerden kalma amerikan inn'inde kaldik
gece amerikan diskosuna gittik
etraftaki insanlara baktik
don't you wish you're girlfriend was hot like me
lyricleri esliginde hiphopcu kizlar ve erkekleri izledik
sigarasiz bar experience'si oldu
sevmedim

LV'da gözlerim kamasti
isiklar, showlar, müzikler, ickiler
tam dizi jenerigi gibiydi
slot makinalari, gondollar, margaritalar, aslanlar, kaplanlar
flamingolar, neonlar, kuponlar, flaslar
halüsinasyon gibi
hersey var
paris'te de olabilirsin
antik roma'da da
istersen arap seyhinin cadirinda
ya empire state'in en tepesinde
acayip



Thursday, October 06, 2005


05 Oct. 2005 W
Las Vegas



"Bring me the head of Elton John "
Morrisey.


Elton John konserine gittim.

Dün.